8 Aralık 2007 Cumartesi

İştahımızı Nasıl Kontrol Altına Alabiliriz?

İştahımızı nasıl kontrol altına alabiliriz?
Obezite Danışmanı Bilim Doktoru Haluk Saçaklı

Devamını okuyun >>>

26 Kasım 2007 Pazartesi

Hangi Sebze, Neye İyi Geliyor?

Doğanın bir eczane olduğunu savunan uzmanlar, hastalıklarla doğal savaş programı hazırladı. Program, hangi hastalığa karşı neler yenmesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.

Cilde Urfa’nın acı pul biberi, mideye hardal, depresyona avokado, tansiyona muz iyi geliyor. Hamsi, omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, felç geçirme riskini düşürüyor.

Tahıl, sebze ve meyvelerde bulunan çeşitli maddeler ve vitaminlerin, depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi geldiği belirtilirken, bunların kaynağı doğa, bir eczane olarak nitelendirildi. Urfa’nın acı pul biberinin cilde yararlı ve teni Estetik ameliyatleştiren maddeler içerdiğini, ilaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o olduğunu belirten Londra Üniversitesi uzmanları, bu düşünceyle doğal savaş programı hazırladı. Program, hangi hastalığa karşı neler yenmesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.



Türk Enfeksiyon web sitesi www.enfeksiyon.org’da yayınlanan habere göre, satsuma yani küçük portakal, içerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde gribe iyi gelirken, kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek özelliği nedeniyle ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltıyor. Yemeklere giren E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engelleyen tarçın, mideyi düzene sokuyor, kusmayı engelliyor. Bir çay kaşığından fazla alınmaması gereken Hardal ise singrin maddesi sayesinde, sindirim sistemini düzenliyor ve mide ağrılarını gideriyor. Nanenin içerdiği mentolse, grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini azaltıyor. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire bir geliyor.

DEPRESYONA AVOKADO
Uzmanlar, sindirimi çok rahat olan avokadoyu, özellikle bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ediyorlar. Bu meyvenin içerdiği E vitamini, kalbe iyi gelirken, yüksek potasyumu depresyona sebep olan uyuşukluluğu engelliyor. Ama yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olduğu için zayıflamak isteyenlere önerilmiyor. Uzmanlara göre, çikolatanın da doğal bir antidepresan görevi bulunuyor. Kolesterol oranı birçok balığın iki katı olan istiridye ise içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü artırıyor. Elmanın ve kepekli ekmeğin de dozu aşılmadığı sürece idrar söktürücü özelliğe sahip bulunduğunu beliren uzmanlara göre, aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor. Sistit hastalığına karşı da kuşkonmaz tavsiye ediliyor.

ALERJİ
Kayısının içindeki betakarotene adlı madde, hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önlüyor. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfürdioksit de, astım gibi alerjilere iyi geliyor. Basur tedavisinde fazlası kullanılmadıkça Hindistan cevizinin iyi bir tedavi yöntemi olduğu uzmanlarca belirtiliyor. Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyeceklerin dahi sindirimine yardımcı olan enginar, karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere tavsiye ediliyor.

TANSİYON
Yüksek miktarda karbonhidrat içeren ve zengin bir potasyum kaynağı olan muz, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlıyor. Rezene ve tahıl da aynı amaca hizmet veriyor. İçindeki kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamininin vücuda direnç kazandırdığı arpayla ilgili ABD’de yapılan bir araştırma, 6 ay boyunca her gün bu çeşit üründen tüketilmesinin, kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı. Kilo kaybına karşı ise çikolatalı puding öneriliyor. İngiliz estetik cerrahi Bakanlığı, kilo kaybı sorunu olanların günde 3 kez 1 hafta boyunca puding yemesini tavsiye ediyor. Günde 2 top vanilyalı dondurma tüketimi ise vücudun günlük protein ihtiyacının yüzde 20’sini karşılıyor.

MENOPOZ
Sebze hormonu “fitoöstrojen” içeren nohut ile içinde elajik asit bulunan üzümün, menopozun olumsuz etkilerine karşı koruyucu özellikleri bulunuyor. Sadece iki-üç adet kuru erik yemenin bile vücudun ihtiyacı olan antioksidanları karşıladığı, idrar yolları kaslarını rahatlattığı, bunun da kolon kanserine karşı koruduğu bildiriliyor. Ayrıca, yüksek orandaki bor minerali ile menopozdaki Estetiklarda östrojen seviyesini dengede tutuyor. Banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını büyük oranda azaltan kekik yağının yanı sıra zencefilin de aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor.

DİYABET
Lif açısından zengin bir besin olan kuru fasulye, diyabet riskini büyük oranda azaltıyor. Mercimek de çözünebilir lif içermesi sayesinde diyabet ve kalp hastaları için kaçınılmaz bir besin olarak değerlendiriliyor.

Karadeniz’in ünlü hamsisi, Omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, dolayısıyla felç geçirme riskini düşürüyor. Uzmanlar, hamsinin haftada en az 1 kez yenmesini, kalp hastaları içinse bu miktarın haftada 3-4 porsiyona çıkarılmasını öneriyorlar. Omega-3 yağı içeren midye ise selenyum minerali sayesinde tiroit bezlerinin normal işleyişi için gerekiyor.

PROSTAT HASTALIĞINA KARŞI BEZELYE
Araştırmalara göre, haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de önemli etkiye sahip. Salatalığın da kalbi güçlendirdiği, ancak kabuğunun soyulmaması gerektiği belirtiliyor. Günde iki bardak çay, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yerine geçiyor. Bu şekilde kalp dostu antioksidan madde alındığını belirten uzmanlar, özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.

Yapılan 40 araştırma, havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koydu. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir ise, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor. Her gün yenilen bir avuç fındık ise kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucu özelliğe sahip. Zeaksantin adlı bitkisel bileşim içeren mısır tüketimi, yaşa bağlı gelişen görme bozukluklarını azaltıyor. estetik cerrahilı gözler için betakaroten içerikli ıspanak da gerekiyor. Ama pişirildikten sonra hemen tüketilmezse içindeki yararlı maddeler, toksik maddelere dönüşebiliyor.

Bu arada meyan kökünün, SARS’a (Akut Solunum Yetmezliği Sendromu) karşı beklenmedik olumlu etkisinin bulunabileceği bildirildi. Laboratuvar ortamındaki yeni bir araştırma, bitkinin köklerinin bir özünün, kasım ayından beri 800’den fazla insanın ölümüne yol açan SARS virüsünün hücre içinde üremesini engellediğini gösterdi.

Kaynak: AA

Devamını okuyun >>>

25 Kasım 2007 Pazar

Kolesterol Düşüren Gıdaların Yan Etkisi

Kolesterol düşüren gıda vitamin kaybına da yol açıyor...
İSTANBUL - Kandaki kolesterol oranını düşüren süt, yoğurt ve margarin gibi gıdaların yan etkileri ortaya çıktı. Türk Kardiyoloji Derneği’nin kongresinde; bu tip ürünlerin kolesterolü yüzde 15 oranında düşürdüğü, ancak beta karoten gibi yağda eriyen vitaminlerle ve likopen gibi antioksidanların da kaybına neden olduğu açıklandı.

Avrupa’da 3 milyar dolarlık bir pazara ulaşan fonksiyonel gıdalar Türkiye’de de hızla gelişiyor. Bunlardan biri de içerdiği bitki kimyasallarıyla bağırsaklardan kolesterolün emilimini azaltan ve kandaki düzeyini düşüren gıdalar. Piyasada süt, yoğurt ve margarin formunda satılan kolesterol düşüren gıdalar Türk Kardiyoloji Derneği’nin Antalya’da yapılan kongresinin de önemli tartışma maddelerinden biri oldu.

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ GIDALARIN KULLANIMI
İçerdikleri bitki kimyasallarıyla kandaki kolesterol düzeyini düşüren gıdaları kalp hastaları kullanmalı mı kullanmamalı mı?

Bu sorunun yanıtı uluslararası araştırmaların ışığında Ulusal Türk Kardiyoloji Derneği kongresi’nde verildi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Aksoy, bu aşamada halka kolesterol düşürmek için bu tip ürünleri önermediklerini belirterek, “Halka bunu şu anda önermiyoruz. Kolestrolü düşürüyor ama ar kalp sağlığımızı ne kadar koruduğu henüz kesin değil. Kolesterolü düşürmesi kalp sağlığını koruduğu anlamına gelmiyor. Bunla ilgili yeterli veri henüz yok” dedi.

YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLERİN KAYBINA YOL AÇIYOR
Kardiyoloji Kongresi’nde kolesterol düşüren gıdaların yan etkileriyle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Mehmet Aksoy , bu tip gıdaların iki haftada kolesterolü yüzde 15 oranında düşürdüğünü ancak beta karoten gibi yağda eriyen vitaminlerle, likopen gibi kansere karşı koruyucu özelliği bilinen antioksidanların da kaybına yol açtığı uyarısında bulundu:
“Şu ana kadar bildiğimiz kanda bazı vitaminlerin azalmasına yol açabileceği bunların bağırsaktan emilmesini azaltabileceği şeklinde bazı yan etkileri var. Özellikle beta karotenin ve bazı antioksidanların azalmasına yol açabiliyor. Bu azalma yüzde 20-40 arasında değişiyor. Bu vitaminlerin ve antioksidanların azalmasının sonuçlarını şu an bilemiyoruz. Ama bizler bu vitaminleri azalttığından dolayı, hamilelerin, emziren kadınların ve 5 yaş altındaki çocukların bu tip ürünlerin kullanmamasını istiyoruz.”

KOLESTEROL YÜKSEKSE İLAÇ TEDAVİSİ ŞART
Bilim adamlarına göre kolesterol eğer çok yüksekse, bu tip gıdalar ilaç kullanılmadan yeterli olmuyor. 20 yaşın üstündeki herkesin her yıl düzenli olarak kolesterol düzeylerine ve kan yağlarına baktırmasını öneren Prof. Dr. Mehmet Aksoy, kolesterolü orta ve yüksek düzeyde olan kişilerin bu tip gıdalardan yarar görmeyeceğini belirterek şöyle konuşuyor:
“Kolesterolü yüksek hastalarda biz kalp sağlığı için ortalama yüzde 30-40 oranında düşüş sağlamayı hedefleriz. Bu oranın kolesterol düşüren gıdalarla sağlanamayacağı ortada. İlaç kullanılması gerekiyor. Bir de şöyle bir kolaycılık olmamalı. Biz egzersiz yapmayalım, güzel güzel kebap yiyelim, üzerine de bir yoğurt yeriz sorun çözülür şeklinde düşünülmemesi gerekiyor. Ancak ilaca, diyete ve egzersize rağmen yeterli düzeyde kolesterol düzeyi düşmemişse, ek katkı olarak bu gıdalar kullanılabilir.”

Devamını okuyun >>>

Yemekte Konuşmak Gaz Sorununa Yol Açıyor

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, “Yemeği acele ve hızlı yemek, yemek sırasında çok konuşmak, daha fazla hava yutulmasına yol açar. Bu da kişide gaz sorununa neden olur” dedi.

EDİRNE - Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, oğunlukla korunması ve çözümü çok zor olmayan bir sorun olan mide bağırsak gazının, herkesin her zaman yaşadığı ve toplumda en sık rastlanan şikayetlerden biri olduğunu söyledi.

Aslında her sağlıklı midenin içinde üst kısmında hava olduğunu ifade eden Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, gazın, yenen gıdaların sindirilemeyen kısımlarının kalın bağırsaktaki mikroplar tarafından parçalanması sırasında ortaya çıktığını söyledi.

STRES VE ÜZÜNTÜ DE GAZ YAPIYOR
Özellikle fazla yenen ağır bir yemekten sonra görülen ve çok önemsenmeyen gaz sorununun kullanılan bir ilacın yan etkisi ya da şeker hastalığı da içinde olmak üzere pek çok nedeni olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, şunları kaydetti:
“En sık neden, beslenme sorunlarıdır. Yemeği acele ve hızlı yemek, yemek sırasında çok konuşmak, daha fazla hava yutulmasına yol açar. Bu da kişide gaz sorununa neden olur. Ayrıca öğün atlama ve diğer öğünde fazla yemek yeme, liften fakir beslenme, gıda alerjisi, sigara ve alkol kullanımı, hareketsiz hayat da gazın oluşmasında rol oynamakta. Kadınların adet dönemleri ve gebelik, mide çıkışını daraltan sorunlar, midenin sarkması, mide fıtığı, midenin fazla genişlemiş olması, sindirim salgılarının yetersizliği, mide barsak enfeksiyonları, bağırsakların gıdalara hassas olması, ülser, reflü gibi hastalıklara bağlı olarak da bu sorun ortaya çıkabilir.

Şeker hastalığı da midenin boşalmasında gecikme gibi sorunlara neden olarak şişkinliğe neden olur. Bazı ishal ilaçları gibi mide ve barsak hareketlerini etkileyen ilaçlar da bu soruna yol açabilir. Stres, üzüntü gibi psikolojik faktörler de gaz sorununa neden olabilmektedir. Bunların yanında üşüme tüm vücudu etkilediği gibi bağırsakları da etkiler ve gaza neden olabilir. Sıkı giysiler de karın içindeki basıncı artırarak karında gaz ve gerginliğe neden olmaktadır. “

YENİLEN GIDALARA DİKKAT
Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, kola, kebap, hamburger gibi yağlı gıdalar ve soğan, lahana, baklagiller, bezelye, mercimek, lahana, turp, soğan, brokoli, lahana, karnabahar, lahana turşusu, kayısı, muz, erik ve erik suyu, üzüm, tam tahıllı buğday ekmeği ve kepekli tahıllar, süt gibi sindirimi güç gıdaların daha fazla gaza neden olduğunu bildirdi.

Şişkinlik şikayetiyle başvuran hastaların çoğunun fazla kilolu olduğunu ve zayıfladıklarında çoğunlukla bu şikayetlerinin kaybolduğunu belirten Prof. Dr. Yorulmaz, gaz şikayeti olanların sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanması gerektiğini kaydetti.

Devamını okuyun >>>

24 Kasım 2007 Cumartesi

Biraz Kilolu Olmak Kötü Olmayabilir

ABD’de yapılan bir araştırmada, kilolu olanların kanser ve kalp rahatsızlığından ölme riskinin obez ve zayıf olanlara göre daha düşük olduğu, biraz fazla kilonun bazı hastalıklara karşı koruyucu olabileceği ortaya çıktı.

ANKARA - Binlerce ABD’li hakkındaki hükümet verilerinin analizini yapan Atlanta’daki Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezi’nin elde ettiği bulgulara göre, kilolu olmak bazı riskleri de beraberinde getirirken, tehlikeleri, uzmanların düşündüğünden daha az olabilir.

2004’ten bu yana ölen 2,3 milyon Amerikalının ölüm nedenleriyle ilgili verileri de inceleyen araştırmacılar, aşırı şişman olmayan ancak kilolu olanların sadece diyabet ve böbrek rahatsızlığından ölüm riskinin yüksek olduğunu, kanser ve kalp rahatsızlığından yüksek ölüm oranına bu grupta rastlanmadığını tespit ettiler.

Obezlerin, kalp, diyabet ve böbrek hastalıkları ile aşırı kiloya bağlı göğüs, bağırsak ve pankreas kanseri gibi bazı rahatsızlıklardan ölüm riskinin epeyce yüksek olduğunu ortaya çıkaran araştırmacılar, ayrıca biraz kilolu olmanın, tüberküloz, amfizem, zatürre, Alzheimer ve yaralanmalar gibi diğer ölüm nedenlerine karşı da açıkça koruyucu bir etkisinin bulunduğunu belirlediler.

Araştırmanın başında yer alan Katherine Flegal, başka araştırmaların gösterdiğine göre, fazla kilonun vücudun hastalıklarla savaşması ve iyileşmesi için yaşamsal depo vazifesi gibi bir görevi bulunabileceğini belirterek, “Fazla kilolu olabilirsiniz, ama daha yağsız bir vücut hacminiz, daha kemikli ve kaslı bir yapınız olabilir. Bu da sizin için iyi olabilir” diye konuştu.

Araştırma sonuçlarına bazı çevreler karşı çıkarken, Kuzey Carolina Üniversitesi’nden Barry Popkin, araştırmanın, sağlık ve hastalıkla ilgili değil, ölüm hakkında olduğunu, sonuçların ciddiye alınmaması gerektiğini savundu.

ABD’de iki yıl önce federal araştırmacılar ilk kez fazla kilodan ölümün abartıldığı sonucuna varmışlardı.

ABD’de araştırmacılar, “fazla kilolu” ile “obez” arasındaki farkı vücut kütlesi endeksine (BMI) göre belirliyorlar. Buna göre, 25 ila 29,9 BMI fazla kilolu, 30 ve üzeri BMI obez olarak değerlendiriliyor.

Kaynak : AA

Devamını okuyun >>>

23 Kasım 2007 Cuma

Sağlık İçin Sağlıklı Süt İçin

Sütün içeriğindeki enzimlerin, kilo kontrolü sağlayarak özellikle diyet dönemlerinde sağlıklı kilo kaybına yol açtığı belirtildi.

ŞANLIURFA - Sağlık Bakanlığı, Hacettepe Üniversitesi, Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği işbirliği ve Tetra Pak A.Ş’nin desteğiyle osteoporoza (kemik erimesi) karşı başlatılan “Osteoporozdan korunmak için... Sağlık için... Sağlıklı süt için” kampanyasıyla ilgili bilgilendirme çalışmaları, Kütahya’nın ardından Şanlıurfa’da devam etti.

“Hayata karşı hep dimdik durun, sağlıklı süt için” sloganıyla yürütülen kampanya kapsamında Şanlıurfa Devlet Hastanesi Konferans Salonunda, 136 kişilik sağlık ocağı personeline bir günlük eğitim verildi.

Eğitim çalışmasının ardından yapılan yazılı açıklamada, kemiklerin güçlü ve sağlam kalması için ihtiyaç duyulan kalsiyumun ilerleyen yaşlarda büyük bir kısmının kaybolması anlamına gelen osteoporozun, genellikle ileri yaşlarda görülse de temelinin çocukluk ve ergenlik dönemine dayandığı belirtildi.

Osteoropozun sağlıklı süt tüketimi, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ile önlenebilen bir hastalık olduğuna işaret edilen açıklamada, bu hastalığın en çok menopoz dönemindeki kadınları etkilediği bildirildi.

Çocuk ve gençlerde kemik kütlesini maksimuma çıkarma, yetişkinlerde kemik kütlesini koruma ve menopoz döneminde kemik kütlesindeki kaybı azaltmanın en önemli yolunun sağlıklı süt tüketimi olduğuna işaret edilen açıklamada, osteoporozdan korunmak için hayatın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme ve düzenli olarak sağlıklı süt içmek gerektiğine değinildi.

“KİLO KONTROLÜNÜ DE SAĞLIYOR”
Osteoporozun, Türkiye’de özellikle ileri yaştaki kadınlarda sıklıkla görülen ve 8 milyon kişinin yaşam kalitesini son derece olumsuz etkileyen, ancak önlenebilen bir kemik hastalığı olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bu hastalığın tedavisi devlet bütçesinde önemli bir yer teşkil ediyor. Kemik sağlığını korumanın ve osteoporozla savaşmanın en önemli yolu dengeli beslenme ve düzenli süt tüketimidir. Çünkü süt, kemik sağlığı için gerekli olan kalsiyumun en önemli kaynağıdır. Bu hastalıktan korunmak için her gün yetişkin bireylerin 2 su bardağı, çocukların, ergen dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlar ile menopoz sonrası kadınların 2 ile 4 bardak sağlıklı süt içmeleri gerekiyor. Sütün içeriğindeki enzimler, kilo kontrolü sağlayarak, özellikle diyet dönemlerinde sağlıklı kilo kaybına yol açıyor. Günde 1 litre sağlıklı sütün vücuda katkısını 17 kilogram elma, 3 kilogram çavdar ekmeği veya 13,5 kilo sığır eti sağlayabiliyor.”

TÜRKİYE’DE SÜT TÜKETİMİ
Türkiye’nin süt tüketiminde kişi başına yıllık 24 litre ile dünya ortalamasının gerisinde yer aldığının belirtildiği açıklamada, bu tüketimin sadece 10 litresinin işlenmiş veya paketlenmiş sağlıklı süt, geri kalan 14 litresi ise açıkta satılan sütlerin oluşturduğu kaydedildi.

Avrupa ülkelerinde kişi başına yıllık süt tüketiminin 100 litrenin üzerinde olduğu belirtilen, sağlıklı sütün, protein, riboflavin, A vitamini, B12 vitamini, kalsiyum, fosfor, potasyum ve magnezyum gibi önemli temel besin ögelerini içerdiğine değinildi.

Erken yaşlarda yüksek kemik yoğunluğunun hayatın ilerleyen yıllarında kemik sağlığını arttırdığı belirtilerek, 50 yaşında bir kadının hayat boyu kalçasını kırma riskinin yüzde 17 olduğu, kalçasını kıran kadınların dörtte birinin bir daha hiç ayağa kalkamadığı kaydedildi.

Kampanya, bundan sonraki dönemde Ankara, Mersin, Nevşehir, Çankırı, Afyon, Isparta, Hatay, Kütahya, Kayseri ve Tokat’ta da devam edecek.

Devamını okuyun >>>

Diyet Hapları Çok Fazla Kilo Kaybı Sağlayamıyor

Diyet hapları kilo vermede sanılanın aksine, çok etkili değil. Hapları çok düşük kilo kaybına yol açıyor, sağlık sorunlarını azaltmaya da yardımcı olmuyor...

Kanada’da yapılan bir araştırma diyet haplarının çok az kilo kaybına yol açtığını ve uzun vadede beklenen faydaları sağlamadığını gösterdi.

Üç diyet hapının incelendiği araştırmaya göre, çoğu yüz kilonun üzerinde olan obez hastalar haplarla yüzde 5 ila 10 oranında kilo kaybı sağlasalar da, bu obeziteyle yol açtığı sağlık sorunlarının aşılmasında yeterli olmuyor.

Hapların,, uzun vadede özellikle kalp üzerindeki yan etkileri de düşünüldüğünde uzmanlar, “az yemek bol egzersiz” formülünü öneriyor.

Devamını okuyun >>>